Skip to main content

Hint Filmleri


  Filmler güzeldir. Bazısı bizi günlerce etkisinde bırakır, bazısı aklımızı başımıza getirir. Ama çoğu zaman gerçek hayatta daha uzun zamanlarda öğrenebileceğimiz derslere bir buçuk saatte ulaşmamızı sağlarlar. Aksiyon ve korku filmlerini oldum olası sevmem. Ben, kendime ders çıkarabileceğim ve hayatıma yön vermeme yardım edebilecek filmleri tercih ederim. Bunu en iyi başaran da sanırım Hint filmleri.
   Normal bir film süresinin yaklaşık iki katı uzunlukta olmasını ve içinde bolca şarkı ve klip bulundurmasını bir kenara bırakacak olursak genellikle umut ve sevgi aşılar Hint filmleri. Hayata olumlu bakmak, başarmak için var gücümüzle çabalamak ve asla umudumuzu kaybetmemek gibi olgular sıkça işlenir Hint filmlerinde. ‘’Tüm dünya vazgeç dediğinde, umut fısıldar, bir kez daha dene’’ mesajıdır verilmek istenen çoğu zaman.

  Benim Hint filmleriyle tanışmam "3 idiots" ile oldu. Benim için epey öğretici olduğunu ve uzun süre etkisinde kaldığımı söyleyebilirim.  Bu filmle birlikte Hint filmlerine olan merakım arttı, pek çok Hint filmi girdi hayatıma. Ve izledikçe fark ettim filmlerin hep olumlu bir mesaj taşıdığını.
  En son izlediğim Hint filmidir aslında beni bu yazıyı yazmaya iten.  Filmin adı "English Vinglish". Film, Hintli bir kadının ailesi tarafından cahil görülmesi ve küçük düşürülmesi sonucu, azmedip İngilizce öğrenmesini ve herkesin saygı duyduğu biri konumuna gelmesini anlatıyor.




  Filmi izlerken, kendinizi o ortamda hissedebileceğiniz kadar samimi çekilmiş bir film. Hala daha motivasyona ihtiyaç duyduğumda filmin şarkısını dinlerim ve içime o kadının hedefine ulaşmak için çabalamasının huzuru dolar. Hayatta imkansız diye bir şeyin olmadığını, insanın eğer ister ve azmederse pek çok şeyi başarabileceğini hatırlatır bana. Bu durum Hintlilerin çok pozitif insanlar olmasından mı kaynaklanır bilmem. Tek bildiğim, bizi pozitif düşünmeye sevk edecek duyguları, bu filmlerde paket halinde bulabileceğimizdir.
  Filmler güzeldir. Ama uzun, ama kısa… Ne tür film izlersek izleyelim, bitirdiğimizde dudaklarımızdan "iyi ki de izlemişim" cümlesi dökülüyorsa, önemli olan da budur aslında.

Comments

  1. bunu da izlemek gerek öyleyse bide biz bakalım nasılmış diye :)

    ReplyDelete
  2. Cok güzel bir yazi olmus Fatima'cim :)
    Hiç üsenmeden digerlerini okumaya geçiyorum simdi....... :))

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

YLSY Sürecim

Üniversite üçüncü sınıf. Aziz hoca bir dersimizde “Türkiye'de akademisyen olabilmenin yolları”nı anlatıyor. O zaman bunun için 3 yol var: ÖYP, cari alımlar ve MEB bursu. O gün MEB bursunu duyunca çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Anneme anlatıyorum hemen, 6 sene çok fazla diyor; babam, Türkiye'de bir iş sahibi olmamı söylüyor. Benim için hiç kolay bir ikna süreci olmuyor. Kendimi ifade etme çabalarım hala gözümün önünden gitmiyor.  Bir sene sonra ÖYP kaldırılıyor. Yıkılıyorum. Sonra mezun oluyorum. Sonra 2016 yılında ilk kez YLSY tercih kılavuzu yayınlanıyor. İçinde özel hukuk yok. Benim hukuku sevme nedenim olan özel hukuk yok. Başvurmuyorum. Ama gerçekten çok üzülüyorum. Aradan birkaç ay geçiyor. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'ne yüksek lisansa kabul ediliyorum. Ve YLSY'yi tamamen unutuyorum. Çok güzel bir yüksek lisans dönemi... Hocalarımı çok seviyorum. Okulumu çok seviyorum. Beni gerçekten tatmin ediyor. Sonra staj başlatıyorum. Yüksek lisans ve stajı aynı...

I TOLD MY STORY!

If you ask me what’s the coolest thing I’ve ever done in my life, I’d say, “Which one? I’ve done so many cool things!” But if you said, “Come on, be serious now,” I’d tell you: the day I told my story. That was the day I felt the bravest, coolest, and most inspired. It all started when one of my close friends invited me to the  TOUCH Network storytelling event. I was like, “Cool, let’s go.” I didn’t have any expectations, good or bad, except that I knew we’d see some farm animals since the event was taking place on a farm. So we went. It was a storytelling event, as advertised, but not just random storytelling. Four people talked about struggles they had overcome in life, how they did it, and what we could take from it. It was basically like TED Talks, but with fewer spotlights and more human touch. If you know me, you know I’m all about human connection, deep conversations, and touchy subjects. So I was so happy when I realized what was going on. I had the most beautiful tw...

What the Pho: My Vietnam Journey

So many things to write about Vietnam… but this won’t be a long one. I just want to keep some practical points on record for the future. Vietnam was my first solo trip after a while, and also my first proper hostel experience. I’ve travelled solo a lot before, and I’ve stayed in hostels before, too. But this time it was just… different. I was truly sad when I left Hanoi. Exhausted after 11 days. Slightly sick. But also, sad. I think it’s genuinely amazing that human beings are capable of moving around the world and making connections. Like, I could literally meet a bunch of people from all around the world, have the most interesting and brave conversations, and then never see them again. Travelling is freeing on so many levels. And I think I’m starting to enjoy the human element of travelling more and more, even more than the “fantastic places” I’ve seen. In Vietnam, I felt that so strongly, and my extroverted side really came out towards the end, which is why I’m grateful. Some storie...