Skip to main content

Posts

The Book Thief

Merhaba. Size izlediğim bir filmden bahsetmeye geldim. İzleyeli bir hafta kadar oldu ancak tanıtım yazısı yazmaya yeni fırsat bulabildim. Başlıktan da anlaşılacağı üzere filmin adı "Kitap Hırsızı." Yaklaşık iki saat süren filmin türü dram ve savaş olarak geçiyor. Ama içinde çok daha fazlası olduğundan emin olabilirsiniz. Normalde konusuna bakar bakmaz izlemekten vazgeçecektim, çünkü savaş filmleri pek tercihim değildir. Fakat şu anda iyiki iyiki izlemişim diyorum. Film bitip de siyah ekranda beyaz yazılar kayarken, şimdiye dek izlediğim filmler arasında çoktan üst sıralara yerleşti bile.  Filmimiz Liesel isimli bir kızın evlatlık verilme hikayesi ile başlıyor. 1900 lü yıllar... Almanların Hitler yönetiminde olduğu ve devletin baskıcı etkisinin her yerde oldukça yoğun olarak hissedildiği dönemler. Nazilerle alakalı pek film izlememiş olmamdan ötürü müdür bilmiyorum fakat çoğu sahnede tüylerim diken diken oldu. “One small fact, you are going to die. Desp...

Bleak House

Hola. Ne zamandır bir dizi tanıtım yazısı yazmak aklımdaydı. Bilgisayarın başına bu yazıyı yazmak için oturmamış olmama rağmen, madem oturdum ve buradayım, ben de düşündüm ki neden yazmayayım. The Bleak House: ikinciye döndüğüm çok sevgili İngiliz dizisi. İngiliz dizileri, benim için Amerikan dizilerinden hep bir tık daha önde, Suits müstesna. Bunun tabiiki de yapmakta olduğum meslekle bir alakası yok.  Suits hep müstesna kalacak. Bleak House, sadece tek bir sezondan oluşan ve bittiğinde bu denli çabuk bittiği için sizi hüzünlendirmesi muhtemel olan bir mini dizi.  Yazıda spoiler vermek istemiyorum, o yüzden  yüzeysel bahsetmeye çalışacağım.  Ben de bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim . Bleak House, yani kasvetli ev. Charles Dickens’in aynı isme sahip roman uyarlaması. Diziyi bitirince kitabını da edinme isteği hasıl olmadı değil. Fakat hangisi daha fazla tatmin eder, hangisini önce okumak/izlemek lazım, bilemiyorum. Dizi bir ...

Yeni Mezun Bir Hukukçuyu Neler Bekliyor- Part 3

Merhaba, İlk kez bir blog yazısını bu şekilde seri haline getirdim. İlk iki postumda staj, avukatlık, hakimlik, KPSS ve onunla girilen kurumlar gibi başlıklara genel hatlarıyla değinmeye çalıştım. Bir arkadaşım kişisel görüşlerime daha fazla ağırlık verirsem ve yaşadığım, şahit olduğum olayları da anlatırsam daha doyurucu postlar olabileceğini söylese de, sanırım o kadarına henüz cesaret edemiyorum.  Yani şöyle ki, icrada, adliye kalemlerinde, duruşmalarda başınıza pek çok olay gelecek. Canınızı sıkan ve o an çözüm üretmeniz gereken hadiseler olacak. Büroda ne gibi işler yapılır, işleyiş nasıldır, nasıl kendimizi avukat gibi hissederiz ve bunun gibi pek çok sorunun cevabıyla bu seri uzatılabilir. Fakat hem okuyucu yelpazesi geniş olduğundan, hem de daha yeni yeni hemhal olduğum konularda fazla ahkam kesmek istemediğimden ötürü bu yazıyla seriyi sonlandırıp üçlü halinde bırakacağım.  Bu yazıda da belki şimdiye dek yazdıklarım içinde en çok bilgi sahibi oldu...

Yeni Mezun Bir Hukukçuyu Neler Bekliyor- Part 2

Merhaba, Bir önceki bölümde mezun olduktan sonra tatil yapmak gerektiğinden, adliye ve avukat yanı stajının nasıl olduğundan ve büro ararken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yazıda, bir öncekinde değinmediğim başlıklara değinmeye çalışacağım. Öncelikle, eğer idealist bir şekilde avukatlık düşünenler varsa onlara kesinlikle staj süresi boyunca sadece stajlarını yapmalarını ve tam zamanlı bir büroda çalışmalarını tavsiye ediyorum. Ne hakimlik, ne yüksek lisans, ne açılan araştırma görevlisi ilanları, ne herhangi bir dil kursu, ne ehliyet kursu (çünkü böyle şeyler staj döneminde aradan çıksın diye düşünebiliyor, ben de öyle düşündüm fakat yanlış bir strateji ) herhangi bir şeye başvurmamalarını tavsiye ediyorum.  Bunun sebebi ise en basitinden, ehliyet kursu için bile (sınavlar, teorik dersler, pratik dersler) çalıştığınız yerden defalarca kere izin almanız gerekiyor. Ve bu hem patronunuzla ve ofisteki diğer çalışanlarla aranızda sorun oluşmas...

Yeni Mezun Bir Hukukçuyu Neler Bekliyor- Part 1

Merhaba, İlk olarak çok uzun zamandır yazı yazmadığımı belirtmeliyim. En son yazıyı kasımda yazmışım. Kasımdan bu yana geçen 8 ay boyunca çeşitli yoğunluklarım olduğundan ve bir süre sonra da araya zaman girdiği için bloga yazmak zorlaştığından ötürü yazı yazamadım. Fakat bir arkadaşımın yeni mezun bir hukukuçuya neler tavsiye edebileceğimi anlatan bir yazı kaleme almamı ricası üzerine kendimi bilgisayarın başında buldum. Umarım bu yazıyla blogun tozunu kaldırmış olurum. Öncelikle internetteki herhangi bir yerden copy-paste yapmayacağımı söylemeliyim. Bu yazdıklarım tamamen benim büyüklerimden öğrendiğim ve yaşayarak tecrübe ettiğim şeyler. Ben halihazırda avukatlık stajımın sonuna geldim ve yüksek lisansta da tez aşamasına gelmiş bulunuyorum. Kendimden yola çıkarak da anlatacağım bazı şeyleri. Keyifli okumalar. TATİL Bu yeni mezun olmuş herkese verebileceğim ilk ve en büyük tavsiyedir. Ben mezun olur olmaz, geçiçi diplomalarımız çıkınca koşa koşa baroda staj başvur...

Liberal İktisat Kongresi

selamlar. bugün bilkent'te liberal iktisat kongresine gittim. lisans dönemimde gittiğim etkinliklerle ilgili çoğu zaman yazı yazmaya çalışıyordum ama çok uzun süredir yazmıyorum. o yüzden bugünkünden biraz bahsetmek istedim.  öncelikle kongrenin afişine facebook'ta denk geldim. facebook'un sevdiğim yönlerinden biri. pek çok etkinlikten haberdar olma imkanınız oluyor. denk geldim gelmesine ama ne liberalim ne de iktisatçıyım. yalnız liberalizme az biraz ilgi duymaya, ne olduğunu merak etmeye başlamıştım son zamanlarda. bir arkadaşın da tavsiyesi üzerine dersi ekip buraya geldim.  a lanım dışı konferanslara gitmeyi, alanımla ilgili olanlara gitmeye yeğlerim. üniversitedeyken de hukuktan ziyade psikoloji, girişimcilik, kariyer konulu seminerlere giderdim. çünkü okulda hukuk, evde hukuk, insan bazen bir nefes almak, ya da ondan da öte, farklı bir perspektif kazanmak istiyor. alan dışı konferanslar, sizde bir farkındalık oluşturuyor ve nitekim bugün de öyle oldu.  bil...

Makale Günlükleri - 2

selamlar.  * öncelikle türkçe makale yazılmasıyla ilgili uzun bir yazı olacak. bu yüzden ilgisi olmayanların okumaması tavsiye edilir.    yine aynı tema ile gelmek beni de mutlu etmiyor ama şu ara elimizde sadece bu var. elimdeki 8 makalenin 5.sini okurken bir aydınlanma yaşadım ve gene ne kadar yanlış bir yolda olduğumu fark ettim. allahım neden her şeyi böyle deneye deneye ve en nihayetinde bu kadar geç bulmak zorundayım diye sormadan edemiyorum. anyway. yapacak bir şey yok. zararın neresinden dönerseniz kardır. hadi size makale yazarkenki süreçteki yaptığım hataları anlatayım da siz yapmayın. aslında daha ben de sürecin çok başındayım ama izlemem gereken yolu yeni keşfettim gibi. kafamda biraz daha oturması için, hem de bloga yazmış olmak için yazıyorum.    öncelikle, bir makale yazmak için 15-20 arasında kaynak bulmanız gerekiyor. bu ilk adım. peki nereden bulacağız bu kaynakları? neticede makale yazacağımız konu spesific olacaksa eğer bu kadar ç...